DSWS : DSWS/TR : Haber ve Analiz : Bölgesel haberler : Amerika Birleşik Devletleri
Yazıcıya hazırla
Batı destekli "asiler" ile Suriyeli Kürtler arasında çatışma patladı
Bill Van Auken
10 Kasım 2012
İngilizceden çeviri (30 Ekim 2012)
Türkiyenin giderek artan askeri müdahale tehditlerinin ortasında, Suriyenin kuzeyindeki Halep kentinde, Batı destekli isyancılar ile Kürtler arasında sert bir çatışma patladı.
Çatışma [26 Ekim] Cuma günü, siyahlar giyinmiş ve İslamcı sloganlar yazılı siyah eşarplar takan yüzlerce silahlı hükümet karşıtının ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Aşrafiya mahallesine girmesiyle başladı.
Bu istila, sözde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından ele geçirilmiş mevzilere doğru yürüyen ve ÖSO savaşçılarının mahalleyi terk etmesini isteyen semt sakini Kürtlerin düzenlediği bir gösteriye yol açtı. Haberlere göre, ÖSO savaşçıları göstericilerin üzerine ateş açarak beş kişiyi öldürdü ve 10 kişiyi yaraladı.
Kürtlerin semtteki denetimi yeniden ele geçirdiği çatışmaların, 22si savaşçı en az 30 kişinin yaşamına malolduğu iddia edildi. Haberlere göre, çatışmalarda beş Kürt savaşçısı ölürken, diğer can kayıpları İslamcı asilere ve sivillere ait.
Çatışma sırasında, İslamcı güçler, bölgeyi kendi işgalleri altına girmeye zorlamak için, en az 120 Kürt sivili rehin aldı.
Aşrafiya, Başkan Beşar Esad yönetimini devirmeye çalışan Batı destekli güçler için önemli bir hedef haline gelmiş durumda. Mahalle, Suriyenin ticaret merkezi olan Halepin kuzey varoşlarından merkezine giden ana yolun üzerinde ve kentin yüksek noktalarını işgal ediyor.
Washingtonın işbirliğiyle Suudi Arabistan ve Katar tarafından silahlandırılıp finanse edilen İslamcıların ve yabancı savaşçıların giderek egemen olduğu sözde asilerin giderek artan meydan okumasıyla karşı karşıya olan Esad yönetimi, Aşrafiya ve Kuzey Suriyedeki Kürt ağırlıklı bölgeleri terk etmişti.
Bu bölgelerde yarı özerk bölgeler oluşturan Kürt Demokratik Birlik Partisi (PYD), silahlı kolu Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile birlikte denetimi büyük ölçüde elinde tutuyor.
PYD, çatışmadan sonra, "biz tarafsız kalmayı seçtik ve ülkemize yalnızca acı ve yıkım getirecek olan savaşta taraflardan birinin yanında yer almayacağız" diyen bir açıklama yaptı.
Açıklama, katliamdan dolayı İslamcı milisleri sorumlu tutuyor: "Onlar [ÖSO] kontrol noktası önünde toplanan insanlara ateş açtılar. Bu insanlar, silahlı grupları protesto ediyor ve onların yerleşim alanlarını terk etmesini talep ediyorlardı."
Kürtler, Suriyenin 32 milyonluk nüfusunun yaklaşık yüzde 15ini oluşturuyor. Yalnızca Halep eyaletinde en az 100 bin Kürt yaşıyor. Suriyeli Kürtler, kendilerini uzun süre siyasi baskı altında tutmuş olan Esad rejimine düşman olmakla birlikte, önemli ölçüde yabancı savaşçılar ile Suudi Arabistanın ve Katarın sağladığı silahlara ve yardımına tabi mezhepsel ve Sünni-İslamcı bir gündem peşinde olduğu düşünülen Batı destekli güçler tarafından giderek düşman haline getirilmektedir.
Suriyedeki PYD, Esad karşıtı isyancılara barınma ve maddi yardım sağlayan Türk devletine karşı otuz yıl süren gerilla savaşı vermiş olan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile de yakından bağlantılı.
İki ülke sınırına tankları ve savaş uçaklarını yığan ve Türkiye sınırını aşan her serseri mermiye karşılık Suriyedeki hedeflere yoğun top ateşi açan Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın İslamcı hükümeti, Suriyeye karşı askeri yığınakta başı çekmektedir.
Türkiyenin yığınağı, Suriyeden ateşlenen top mermilerinin Türkiyenin sınır kasabası Akçakaleye düşerek beş sivilin ölümüne yol açtığı 3 Ekim kazasının ardından başladı. Türk parlamentosu, buna yanıt olarak Erdoğana savaş açma yetkisi veren bir yasayı onaylarken, NATO, Suriyeyi askeri mislilleme ile tehdit etmek için bir acil dışişleri bakanları toplantısı gerçekleştirdi.
En son Türk topçu saldırısı, [29 Ekim] Pazartesi günü Suriyeden ateşlenmiş bir top mermisinin, herhangi bir can kaybına yol açmadan, Hatayın Beşaslan köyü yakınlarına düşmesinin ardından gerçekleşti.
Bundan birkaç gün önce, Türkiyeyi ziyaret eden üst düzey bir ABD komutanı, Türkiyeye düşen top mermilerinin Suriyedeki devlet güçleri tarafından ateşlendiğine ilişkin herhangi bir kanıt olmadığını açıkça kabul etti.
Avrupadaki ABD ordu komutanı Korgeneral Mark Hertling, NTV adlı özel Türk televizyon kanalına, "Bu top mermilerinin Suriye ordusundan mı, Türkiyeyi meseleye dahil etmek isteyen asilerden mi yoksa PKKden mi ateşlendiğinden emin değiliz"dedi.
Bu üç olasılık içinde Türkiyenin çatışmaya çekilmesinde en fazla çıkarı olan Batı destekli güçler iken, Esad yönetiminin bundan en küçük bir çıkarının bile olmadığı ortada.
Her durumda, Türkiyenin egemen çevreleri için, Suriye sınırını aşarak gelen top mermileri, Suriyenin etkilerinin Türk devlet güçleri ile Kürt ayrılıkçıları arasında yaşanan ve son yıllarda olduğundan daha fazla yoğunlaşmış olan içerideki mücadeleyi iç savaşa dönüştürmesinden çok daha az kaygı verici.
Bu çatışma, yönetimi önceden PKKyi baskı altında tutmakta Türk hükümeti ile işbirliği yapmış olan Suriyede yaşanan ve Batının kışkırttığı iç savaştan önemli ölçüde etkilenmektedir. Benzer şekilde, Suriyedeki olayların körüklediği giderek artan bölgesel uzlaşmazlıklar, Ankarayı, her ikisi de önemli Kürt nüfuslara sahip olan İran ve Irak yönetimlerinden uzaklaştırmaktadır.
Türkiyenin resmi Anadolu haber ajansı, [29 Ekim] Pazartesi günü, Suriye sınırındaki Şırnakta polis karakollarına yönelik eş zamanlı beş saldırıda en az bir polisin öldürülmüş olduğunu bildirdi. Aynı gün, savaş uçaklarıyla desteklenen Türk birlikleri, Şırnakın Beytülşebap bölgesindeki Kürt mevzilerine bir saldırı gerçekleştirdi. Anadolu Ajansına göre, saldırıda beş Kürt savaşçısı öldürüldü.
Türkiye içindeki gerilimler, 50 cezaevine dağıtılmış 700 dolayında Kürt siyasi tutuklunun açlık greviyle çarpıcı biçimde artmış bulunuyor. PKK savaşçısı olmakla suçlananların yanı sıra Kürt siyasi partilerinin üyelerini, eski belediye başkanlarını ve başka seçilmiş görevlileri, avukatları, kadınları ve öğrencileri kapsayan bu tutukluların onlarcası, yaklaşık 50 gündür, "süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi" olarak adlandırdıkları eylemde yer alıyor.
Haberlere göre, Türk cezaevi yöneticileri açlık grevcilerine karşı fiziksel şiddet, hücre hapsi ve susuz bırakma ile karşılık vermektedir.
Grevciler, hükümetin PKK önderi Abdullah Öcalanın hücre hapsine son vermesini, Kürt dilinin kullanımı üzerindeki sınırlamaların kaldırılmasını ve Kürt halkının demokratik haklarına saygı gösterilmesini talep ediyorlar.
Açlık grevine Eylül ayında başlayıp, aşırı kilo kaybına uğrayan; kanama, yutkunma güçlüğü, solunum yetmezliği ve ishal gibi belirtiler gösterenler ölüm tehlikesi içinde.
Müslümanların Kurban Bayramının öngününde, Türkiyenin adalet bakanı Sadullah Ergin, Kürt tutuklulara açlık grevine son vermeleri çağrısında bulunmuş ama onların taleplerinden söz etmemişti. Hükümet, bu tutukluların Türk cezaevlerinde ölmeye başlamasından korkuyor; bu, Kürt halkı içinde kitlesel isyanlara yol açabilir.
Sayfanın başı
Okuyucularımız: DSWS yorumlarınızı bekliyor. Lütfen e-posta gönderin.
Telif Hakkı 1998-2017
Dünya Sosyalist Web Sitesi
Bütün hakları saklıdır
|